ezgi

0 notes

Anonymous asked: kafaları karıştırmadın aksine ortalıktaki sisi kaldırdın.Yoksa şunu sormak üzereydim kendime "Böyle güzel, içten-doğal ve özgüveni olan bir kız nasıl yalnız olabilir? sorusunu sormak üzereydim. Dilini çok sevdim, hani şu merak uyandı bu defa(özür dilerim) "Acaba konuşurken de bu kadar güzel kullanıyor mu bu dili? Yanında otursam dinlesem beni bildiğim ama hayal edemediğim diyarlara götürebilir mi, az önceki cümlelerdeki gibi ve dinlediklerimi gözümün önüne getirebilir mi bir sahne gibi?"

teşekkürler, çok zarifsin.

0 notes

Anonymous asked: Anlaşılan Koop seviyorsun. Strange Love, Island Blues. Ben gözlerini de ona benzettim sanki. İnsan sevdiğine mi benzer git gide?Ya da soruyu hemen çevirelim. Benzemek istediğini biri varmıydı. Fiziken sadece. Karakterini değiştirmek istemezsin sonuçta?

 gözlerimi bir müzik grubuna benzetmenizi pek anlayamadım, sanırım Ane Brun’dan bahsediyorsunuz:) teşekkür ederim.
 Koop’a pek ilgim olduğunu söyleyemem aslında. ara ara karşıma birkaç şarkı çıkıyor ve içinde bulunduğum hallerin tamamlayıcısı olabiliyor bazen, hepsi bu.
 çok güzel bulduğum kadınlar var ama fiziksel olarak benzemek istediğim herhangi biri yok. hem bu çok anlamsız ve boş olurdu öyle değil mi?

0 notes

Anonymous asked: Evet doğru haklısın yalnızlık konusunda. Bana şebnem Ferah'ın şarkılarını anımsatmadı değil. "Bu kalabalık içinde yapayalnız hissetmektense, dünyanın bir ucunda tek başımayım!" Hani biri olsa, gerçekten yalnızlığından seni nefret ettirse, onsuz olamasan, yanındayken tek başına hissetmek yerine yanındayken onu özleyebildiğin biri. Acaba bu olmadığı için mi yalnızlık daha cazip geliyor. Az önce kelimelere dökemedeğim şu idi aslında yalnızlığı güzel bir tepside sunuyorsun. Dile getirmen dediğim bu

 bir kere yanına varsam bir daha onsuz yapamayacağımdan korkup uzak durduğum, fakat yine de onsuz olmadığım biri var. kendimi zorla yaklaşmaktan engellediğim biri. belki de uzaklığında anlam bulduğum biri. fiziksel olarak karşısında olduğumda gözlerine bile bakmaktan tuhaf bir şekilde çekindiğim, söylediğim bir cümleden, tek bir mimiğimden hoşlanmazsa yıkılabileceğim ve bu ihtimali bile göze alamadığım biri. uzağında da olsam çok yakın olabildiğim ve bir şekilde iletişim de kurabildiğim, başkaları müdahale etmeye kalkmasın diye kendimi saklamaya çalışıp, sadece ondan bahsettiğimi onun anlayabileceğini düşündüğüm ifadeleri ulaştırmaya çalıştığım, günün birinde her şeyi anlayacağını düşündüğüm biri. 
 durum böyle ve daha fazlasıyken başka birinin beni yalnızlığımdan nefret ettirmesine ihtimal vermiyorum. ilişkiler geçici, çünkü hayaller başkasına ait. hayal kuramadığım ilişki uzun da sürmüyor. hayal kuramadığım bir gönül ilişkisinde anlam da bulamıyorum. 
 onun yerine arkadaşlıklar, birkaç tane de olsa dost var. anne var. hayatın kendisi, başarılı olmaya çalıştığım hedefler var. onlar güzel, yeterli. başka bir şey istemiyorum. hem amatörce kurgulanmış entrikalarla dolu olan dışarıdaki ilişkilerle zaman harcamaktansa kendi içinde bir insana hissedilebilecek en yoğun hislere sahip olmak çok güzel. ben halimden oldukça memnunum. “şimdilik” durum bu. bir ihtimal zorlanırsa değişir. ama güzel. umarım şimdi kendimi içine isteyerek düşürdüğüm bu yalnızlığı açıklarken kafaları daha da karıştırmamışımdır :p 

0 notes

Anonymous asked: Neden yalnız olduğunu bu kadar dile getiriyorsun? Ama bana yalnızlıktan acziyet değil mutluluk duyan biri gibi geldin. Yanılıyor muyum?

dile getirmemin psikolojik nedenlerine inebilmeyi ben de isterdim. belki benim gibi yalnızlara bir göz kırpma isteği, bilmiyorum.

 durumdan mutluluk duyduğum konusunda haklısın. buna hem yalnızlık, hem tek başınalık diyelim. ikisi farklı. yanımızda kim olursa olsun yalnızız. bunu kabullendim. ek olarak beni anlayamayanlarla uğraşmaktan da vazgeçtim. az ama, gerçekten yan yana olmaktan mutluluk duyduğum insanlarla görüşüyorum. içimden gelmediği sürece kimseyle zaman harcamıyorum. hayıflanmaktansa bunu bir imkan olarak görüp tadını çıkarmanın yollarını buldum. böyle çok iyiyim.

0 notes

Anonymous asked: hangi üniversite?

yarım bırakılıp terk edilmiş bir adet yeditepe üniversitesi.

0 notes

Anonymous asked: Bayanları yaşı sorulmaz derler ama ben çok merak ettim yaşınızı affınıza sığınarak öğrenmem mümkün müdür acaba?

25 yaşındayım

4 notes

İnternetim kesildi.



Televizyonu açıyorum. Bu mobilyayı kullanmayalı birkaç sene olmuştur. Ekranın kontrastı bozuk ve yüzler kıpkırmızı görünüyor. Yemekteyiz’e bakıyorum.



Yarışmacılardan biri payetli ağır abiye, parlak gümüş renkli, etek boyu yere kadar uzanan bir elbise giymiş. Gülüyorum. Bu elbise düğünde bile giyilmez. Az sonra “sürünüyorum” diye şarkıya girecek gibi görünüyor. İnsanlar bu ülkede televizyona çıktığında dikkat çekmek için her şeyi yapabilir. O yüzden şarkıyı gerçekten söylerse şaşırmam.



Aşırı sahte bir hava var. Kadının biri diğer yarışmacıya “Size mi soracağım?” diyerek çıkıştı. İki tanesinin arası çok bozuk, belli ki daha önceki bölümlerde kavga etmişler. Bu yarışma zaten aynı kişilerle toplam beş gün sürmüyor mu? Ne ara bu kadar dalaşacak kıvama geldiniz? Sokak ağzını olabildiğince kibar hale getirmeye çalışıyorlar ve herkes gurmeymiş gibi davranıyor.



“Bu yemek benim damak tadıma uymadı.”



“Çorbanın lezzet oranı iyi, ne patatesin ne mercimeğin lezzeti diğerlerini bastırmamış.” Öyle denmez de hadi neyse.



“Bence biraz mama tarzında olmuş.”



Otur da yemeğini ye ablacım. Sonuçta misafirsin. Sen ye diye adam üç saat yemek yapmakla uğraşmış. Anneler bize görgüsüzlük addedilecek durumlara girmekten kaçınmayı öğretmemiş miydi? Şükretmenin iyi olduğu anlatılarak büyütülmedik mi? Neden televizyonda aşağı mahalledeki manikürcü birden bire gurmecilik oynamaya başladı?



Ah tamam, şu reyting meselesi.



“Yoğunluğu ile ilgili bir problem olduğunu söylediler, katılıyorum.”



Sadece çorbadan bahsediyorlar.



İnsanlar her gün en az bir saatini bu saçmalıkla harcıyor.



“Kimsenin hayır diyemeyeceği enfes kaşarlı sucuklu börek.” Bu hiç iyi olmadı. Karnım aç. Kahvaltı diye iki tane kahve içtim. Televizyondaki yarışmacı adam börekleri adeta bir öküz misali tek lokmada yutuyor. Kadınlardan biri “Çok kuru olmuş.” dedi. Yahu kuru olsun, yemeyeceksen bana verebilirsin.



“Basit ve kuruydu, yutması çok zordu ama ben zor şeyleri severim galiba.” Sanırım payetli kadın espri yaptı. Sinirlerim bozuluyor.



Şimdi de 10 dakikadır semizotu salatasından bahsediyoruz. Çünkü bu tiplerin beyni semizotuyla dolu.



“Siz zaten hiçbirimizin yemeğini beğenmediniz ki.”



“Beğenmek zorunda değilim, demek ki yapamamışsınız ki beğenmedim.”



“Bilmemkimi pek MAĞATAP almıyorum, çok üzerime geldi, beni kıskandığını düşünüyorum. Onun dışında antrikotun sosunu pek başarılı bulmadım, biraz yavan kalmıştı açıkçası. Bu akşam da aç kalacağım sanırım.”



Allah sizi aç bırakarak ıslah etsin.



Daha fazla dayanamıyorum.



Bir diğer alternatif paravanlı evlilik yarışması.



“29 38 yaş arası arıyorum. Yani teorik olarak modern, kültürel birini bekliyorum.” (Kültürel biri?)



Çok kültürelsiniz.



“Yurtiçi ve yurtdışı taliplerimi bekliyorum.” Desene yurt dışından biri gelip hayatımı kurtarsın diye. Bangladeş’ten olur mu? Yurtiçi ve yurtdışı talip ne demek? Cümlelerimin sonuna her an “amk” koyabilirim.



Bir stüdyo dolusu azgın insan ve onları zaptetmeye çalışırken sıyırma noktasına yaklaşan bir sunucu. Neyse ki sunucu hanım kızımız hafif sarkastik de program biraz izlenebilir hale geliyor. Paravan açıldı. Adam kendisine gelen kızı çok beğendi ve sunucuya “Biz canlı odaya gidelim.” dedi. Canlı oda nedir? Canlı oda denen yerde konuşan çift ayağa kalkıp “Bizim kararımız olumsuz, beklentilerimiz birbiriyle çatıştı.” dedi. Neler oluyor? Beş dakikalık şöhret bu insanları nasıl tatmin edebiliyor anlamıyorum.



Beş dakikalık şöhret seni rezil eder.



Yeni gelen kadın saçını kameraya gösteriyor. Sanırım 120 yaşında var. Teyze 18 yıldır bekarmış. 2 ay önce işini bıraktığını ve artık çalışmayı düşünmediğini söylüyor. Belli ki masraflarını karşılayacak birini bulmaya çalışıyor. Ben bile bu yaşlı kadın kadar şuh gülemem. “2 ay önce gözlerimi açtığım için bu programa katıldım.” diyor. Gözlerini açmasıyla işini bırakması aynı tarihe denk geldiğine göre evet bu kadın borçlarını ödetip karşılığında cilve yapacağı bir enayi bulma peşinde.



Paravan açıldı ve adam eridi. Gülmeye başladı. “Ne oldu Ferit Bey?”



“İçimden bir ses ’işte bu’ dedi.” diyor. Adam 120 yaşındaki teyzeyi çok beğeniyor. Sanırım kıskandım. İyi rol yapıyorlar. Canlı odaya geçtiler. Canlı oda diyince benim gözümde duvarları etten oluşan ve sürekli hareket eden bir mekan canlanıyor. Halbuki sadece stüdyonun bir bölümü. Bir özelliği de yok. Koltuk falan var işte. Canlı odaymış.



Bunlar da çiftleşti. Her çiftin muhabbeti yaklaşık beş dakika sürüyor. 



Beş dakikada evlenmeye karar veremezsin.



Karşına çıkmış alelade birini ilk defa görüp, beş dakika içinde ona aşık olup, bir hafta içinde evlenemezsin. Ben de kendimi hayal aleminde sanıyordum. Bunlar resmen efsanevi aşklar yaşıyor. Filmlere konu olur. “İlk gördüğüm anda onun benim için yaratıldığını anladım. Ama zaten o sırada kendime koca arıyordum ve o da beni sadece bir kere görüp programa başvurmuş. Kriterlerime uydu diye çağırdım. Arabası var, maaşı iyi. Yok yok televizyona çıkmak için değil. Hayır canım arada paravan vardı, ne sevişmesi.”



Paravan hikayesi zaten ayrı tutulup saatlerce incelenebilir bir konu.



“Naz’ın kriterlerini az çok bildiğim için ona kalbinin sesini dinle demek istiyorum” diyor yarışmacılardan biri. Kıza gelen koca adayı ile ilgili görüş bildiriyor. Uygun bulduğunu söylemedi. Sanırım adamın çirkin olduğunu, talibini görmeyen kadına anlatmak için kullanılan bir kod bu. Kalbinin sesini dinle. Kadın zaten adamı görünce “Geldiğiniz için teşekkür ederim, özür dileyerek kararım olumsuz diyorum, bir şey hissetmedim.” diyor. Bunları çiftleştiremediler. Adama yazık. Harcandı.



“Medeni cesaretinizden ötürü tebrik ederim.” Bu “Kendi kendini rezil etme cesaretini nerden buldun anlamadık ama neyse üzülme.” demek.



Gerçekten içim sıkılıyor ve internet bağımlılığıma bir sebep daha bulmuş oluyorum. Ayrıca bu programları hazırlayanlar ortaya çıkardıkları işten nasıl oluyor da memnun oluyorlar anlayabilmiş değilim. Ya para gerçekten çok tatlı geliyor, ya da bunu hazırlayan yaptığını beğenecek kadar embesil. Görünen o ki para da basitlikte. Bir ihtimal de izleyenin beğeni algısını ve tepkilerini uzun vadede değiştirmenin amaçlanmış olması olsa gerek. Ne yani ileride birbirimize bir şekilde çamur atıp kriterlerimize göre yurt dışından talipler mi bulmaya çalışacağız? Beş dakika içinde evlilik kararları mı alacağız?



Etrafımdaki insanların bu programları izlemesi de canımı sıkıyor. Sonuç olarak etkilenmemeleri mümkün değil. Evime gelip böreğimin kuru olduğunu ya da antrikot sosumun yetersiz olduğunu söyleyen bir arkadaşım olsa böyle bir görgüsüzle bir daha asla görüşmem. Hele ki eve payetli gece elbisesiyle gelip diğer misafirime laf sokan, aynı zamanda muhatap yerine mağatap diyen birine o “sürünüyorum” şarkısını da söyletirim.



Benim iyice sinirlerim bozulmuş. Bu arada yurt içi ve yurt dışı “kültürel” taliplerime blogum aracılığıyla selamlarımı gönderiyor, bu programları izlememenizi ve bu sahteliğe alışmamanızı tavsiye ediyorum. Son olarak “sürünüyorum” ile kapatıyoruz. Hoşçakalın.

Filed under yemekteyiz televizyon evlilik programları

4 notes

acaba neden bu tip şeyler okuduğumda gururlanıyorum, çözebilmiş değilim. buyrun;

Gezegenimizdeki kedilerin önemi nedir?
Felineler, 6. boyutta bulunurlar. Bunlar aynı anda 3. boyutta dünyamızda kedi formunda doğar, büyür ve ölürler. Felineler aynı anda 2 boyutta birden yaşarlar, 6. boyutta kendileri, 3. boyutta kedi olarak dünyamızda. Kediler, koşulsuz sevgiyi temsil eden köpeklerden farklı olarak, insanlara enerjisel boyutta destek yapar. İnsanların negatif enerjisini alırlar. Kendinizi çok iyi hissettiğiniz, pozitif enerji doluyken kedinizi sevmeye kalktığınızda sizden uzaklaşır. Siz kendinizi kötü hissettiğinizde ise yanınıza o kendisi gelir, negatif enerjinizi alarak sizi dengeler. Felineler, Aslan İnsanlar denen ırktır. 6. boyuttaki görünümleri, dünyamızdaki kedi görünümlerinden oldukça farklıdır. 6. boyutta kızıl-altın saçlı ve genellikle ela ya da yeşil gözlü, uzun boylu yaratıklardır. Felinler son derece gelişmiş, güçlü, sevgi dolu, nazik ve yardımsever varlıklardır. Savaşta yaralandığımızda, evrenimizin doktorları olarak onlara gideriz. Herhangi bir savaşta asla taraf tutmazlar, çünkü entegrasyon ve koşulsuz sevgi derslerini çoktan tamamlamışlardır. Ayrıca enkarnasyonlar sırasında fazlasıyla zarar görmüş ruhlarla da onlar ilgilenirler. Bu ruhlar, ölümden sonra ilgilenilmesi için Felinelere gönderilir. Felineler, görevlerini yerine getirmek için 6. boyut’ta bulunurlar ama aslında daha yüksek boyutlara ait varlıklardır. 6. boyut, yaradılış boyutudur ve bu boyutta enerji fiziksel hale gelir. Felineler, evrenimizdeki çeşitli gezegenlerin ve galaksilerin Ruhsal Hiyerarşileri ile yakın bağlantıda çalışırlar. Bir ruh grubunun bir gezegene ve enkarnasyon için fiziksel bir araca ihtiyaç duyulduğuna karar verildiğinde, gezegeni hazırlamak ve fiziksel bedenleri yaratmak Felinelerin görevidir. Gezegenleri yarattıkları zamanlar da olur. Felineler, Dünya tarihinde çok karşınıza çıkmışlardır. Dünyanın her yanında görülen Sfenksler, varlıklarına dair en güzel kanıtlardır. En büyük hayvan olmadığı halde Aslan’ın neden ormanların kralı olduğunu hiç düşündünüz mü? 3. boyuttaki, yani dünyamızdaki aslan, vaşak, panter, kaplan, ev kedileri vs tüm büyük ve küçük kedileri, Sirius A’ya bilgi aktaracak vericiler olarak Felineler bıraktılar. Özellikle aslanlar ormanların kralı haline getirildi, böylece öldürülmesi engellenerek, binlerce yıllık Dünya tarihi boyunca bilgi aktarımını sürdürmeleri sağlandı. Kediler, 3. ve 6. Boyutlar arasında iletişim sağlarlar. Kralların ve kraliçelerin sık sık yanlarında kedi gezdirdiklerini bilirsiniz. Antik zamanlarda, Mısır Firavunları da kediler aracılığıyla Felineler’den rehberlik alırlardı. Kedi gözü diye tanımlayabileceğiniz birine rastlarsanız, muhtemelen kısmen Feline kökenli olmalarından kaynaklandığını anlayabilirsiniz. Bu yüzden, gezegenimizdeki kedilerin önemini artık anlamışsınızdır. Tüm kutsal yazılarda kedi öldürme men edilmiştir ve büyük cezası vardır. Kediler, köpeklerden farklı olarak, daha farklı bir yaratılıştadır. Foton Kuşağı etkileri görülmeye başladığı zaman dünyada hayatta kalacak hayvanlardan birisi de kedilerdir.

(alıntıdır)görsel: witches sabbath by arthur rackham

Filed under kediler foton kuşağı arthur rackham witches sabbath